'Bizim Dünyamız' Cevat ALP 'Bizim Dünyamız' Cevat ALP Toplam Yazı: Array Tüm Yazıları

ORDUMUZA ABD – FETÖ KAHPELİĞİ…

Yayın Tarihi: 02/10/2017 11:32

ORDUMUZA ABD – FETÖ KAHPELİĞİ…

________________________________________________________________

Gazeteciler; gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini

samimiyetle yazmalıdırlar… M. Kemal ATATÜRK  (1929)

HİÇ SÖNMEYEN EBEDİ IŞIĞIMIZSIN…

_______________________________________________________________________________________________

Giriş notu:

Okuyacağını bu ibret dolu yazı, şanlı ordumuza ABD – FETÖ ortak kahpeliği ile kurulan hain kumpasın nerede, ne zaman planlanmaya başladığını ve vahim sonuçlarını gözler önüne seriyor…c.a.

***

“Çok çetin Bir Yola Girdiniz General…"
Bu sözü bir ABD’li senatör söylüyordu 2007 yılında.

Orgeneral Ergin Saygun’a, görüşme yapmak için gittiği ABD’deki
bir toplantı sırasında söylenen sözlerdi bunlar.
Peki, neden söylenmişti ve ne denilmek istenmişti bu sözlerle?
Sonra ne olmuştu?

Anlatalım…
Malum, son bir yılda ABD-PKK/PYD ilişkileri “Bizim kara gücümüz” çizgisine geldi, yani “yasak aşk” alenileşti.
Geçmişte yaşanan “yasak aşk” bugün mutlu bir izdivaca dönüşmüş görünüyor. Ayrıca Barzani arsızı bağımsızlık referandumu yapıyor…

Bu ABD-PKK “yasak aşkı”, Türk istihbaratı tarafından birkaç kez iş üstünde basılmış, görüntülenmiş. Söz konusu “yasak aşk”, Türk yetkililerce, ABD’liler nezdinde somut olarak ortaya konulmuş…

İşte o hikâye ve sonrası…

O günkü gelişmeleri, ABD ziyareti sırasında bizzat Saygun Paşa’nın yanında bulunan ve Hasdal Askeri cezaevinde birlikte kaldığımız Albay Burhan Göğce’nin anlattıklarından aktararak, yukarıdaki soruların cevabını bulmaya çalışalım.

Anılan yılda Saygun Paşa, Burhan Albay ile birlikte yetkililerle görüşme yapmak üzere ABD’ye gider. Görüşülecek konularla ilgili bir sunu hazırlamışlardır.

Görüşme öncesi kaldıkları otele, birkaç Amerikalı yetkili gelir ve yapacakları sunuyu görüşme öncesi incelemek isterler. Ancak Burhan Albay sunuyu vermez.

ABD’liler çok bozulur. Reddedilmeye hiç alışık değillerdir,
hele de Türk yetkililer tarafından.

Ancak Saygun Paşa’nın İkinci Başkanlığı sırasında askeri yetkililer, ABD’lilere karşı milli menfaatleri doğrultusunda çok “dişli” davranmaktadır.
Zaten Burhan Albay da Saygun Paşa’nın bu tür konularda ne düşündüğünü bildiği için ABD’li yetkililerin isteğini tereddütsüz reddetmiştir. Sonrasında toplantıya giderler ve orada pek çok üst düzey Amerikalının bulunduğu bir ortamda sunuyu yaparlar.

ABD – PKK İLİŞKLERİNİ ORTAYA DÖKERLER

Sunuda üç tane film vardır. Bu üç filmde de ABD-PKK ilişkisi çok açık biçimde ortaya konmaktadır.
- Bu filmlerden ilkinde ABD’li üst düzey yetkililerle PKK’lıların görüşmeleri bulunmaktadır.
- İkinci filmde; ABD’lilerin, sandık sandık silah ve mühimmatı terör örgütüne teslimatı vardır.

- Üçüncüsünde ise; Türk sınırına katırlarla beraber hareket eden PKK’lılara, çok açık bir şekilde yardım eden bir ABD’li asker grubu görülmektedir.

Türk tarafından iletilmek istenen mesaj çok nettir: “Her hareketinizi biliyoruz, bizimle dost olmaya devam edecekseniz bu ilişkiyi kesmek zorundasınız.”

Bunun üzerine odada çok soğuk bir hava eser. ABD’liler çok bozulurlar. Ne diyeceklerini bilemezler. Şaşkındırlar, çünkü Türkler; reddedilemeyecek bir şekilde, “yasak bir aşkı” ortaya en yalın biçimiyle koymuşlardır.
Saygun Paşa ile Burhan Albay gönül huzuru ile oradan ayrılarak otele dönerler. Ancak bu mahcubiyeti ABD’liler muhtemelen unutmayacak ve meşhur tabirleriyle bunu “not edeceklerdir.”

SAYGUN PAŞADAN ONURLU DURUŞ

Kısa bir süre sonra kendilerine bir telefon gelir. Arayan bir ABD’li yetkilidir. DickCheney, kendilerini ertesi gün ofisinde beklemektedir.
Ertesi gün Ergin Paşa ile Burhan Albay,Cheney’in ofisinin bulunduğu yere giderler. Fakat kapıdaki görevli tarafından durdurulurlar.
Duyarlı geçit öttüğü için ceketlerinin çıkartılması istenir.
Burhan Albay, bunun diplomatik kurallara aykırı olduğunu ifade eder. Görevli siyahi bir askerdir ve “Burada buranın kuralları esastır” diye karşılık verir.

Bu kaba davranışa Saygun Paşa çok sert tepki gösterir, DickCheney ile görüşmekten vazgeçer ve geri dönerler. İhtimal ki, bu hareket de

“not edilir.”

ABD’liler son yıllarda böylesi yabancı bir generalle karşılaşmamışlardır.
Bu sefer, o burnundan kıl aldırmayan ABD’li yetkililer, bu onurlu duruş karşısında geri adım atarlar ve defalarca arayıp özür dileyerek Cheney’in görüşmek için kendisini beklediğini ifade ederler. Ancak Saygun Paşa bu saygısızlığı kesinlikle affetmez ve bu görüşmeye gitmez.
İşte “dik duruş” budur!

Akşamüzeri bu sefer bizzat ABD Genelkurmay Başkanı Özel Kalemi arar ve Genelkurmay Başkanı’nın kendilerini konutunda yemeğe beklediğini söyler. Teamüller gereği teklif kabul edilmek durumundadır.

Ertesi gün bizzat ABD’li yetkililerce otelden alınırlar. Bu zamana kadar devlet başkanlarına bile göstermedikleri bir ilgi göstermektedirler Saygun Paşa’ya. Hâlbuki bir gün önce ceketini çıkarttırmaya çalışıyorlardı bu Türk generalinin. Büyükelçi de onunla beraberdir. O da bu zamana kadar bu şekilde bir ilgiye şahitlik etmediğini ifade eder.

SAYGUN PAŞA'DAN ABD'YE UYARILAR

ABD Genelkurmay Başkanı’nın yanında, çeşitli kademelerden bürokrat ve senatörler de bulunmaktadır.
Konu, önceki günkü PKK ve Mesut Barzani’ye gelir. Saygun Paşa, orda bulunanlara, ABD’nin bir müttefik olarak, PKK’ya yardım etmesinin kabul edilemeyeceğini ifade ederek, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bölücü faaliyetlere katkı sağlayan girişimlerine son vermesini ister.

Çok açık ve net konuşmaktadır. Bu dil, ABD’lilerin alışık olduğu bir dil değildir.

Saygun Paşa, bu kadarla da kalmaz. Konuyu Kuzey Irak’a ve Barzani’nin desteklenmesine getirerek, bu bölgede yeni bir devlet kurulmasının sakıncalarını dile getirir, buna katkı vermemelerini ister.

Amerikalılar yine çok şaşırırlar. Bu zamana kadar hiçbir Türk yetkili kendileriyle bu kadar açık, yalın ve pervasız konuşamamıştır. Hayretle birbirlerine bakarlar.

Saygun Paşa’nın konuşmasından sonra bir senatör yanına yaklaşır ve şöyle der; “Sizler, bu tutumunuzla çok çetin bir yola girdiniz general, ancak işinizin çok zor olduğunu söyleyebilirim.”

ABD'YE REST ÇEKENLERE BALYOZ DARBESİ

Bu tarihten, fazla değil, üç yıl sonra, yani 2010 tarihinde, TSK’daki milli duruşundan taviz vermeyenlerin kafasına “Balyoz” iner. 11 Şubat 2011 yılında, yukarıda sözünü ettiğim toplantının baş aktörleri olan aygun Paşa ve Burhan Albay tutuklanır.

Şu anda hemen hepsi cezaevinde tutuklu bulunan hâkim ve savcı görünümlü FETÖ militanlarının işgalindeki mahkeme tarafından; Burhan Albay’a, sırf sayısal bir veride ismi geçiyor diye 16 yıl, Saygun Paşa’ya ise, 18 yıl ceza verilmişti. Türk ordusundan tasfiye edilmekle kalmamışlar yıllarca cezaevlerinde yatmışlardı.

Ergin Saygun bu süreçte hastalıkla boğuşup, Silivri cezaevi ile Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi arasında uzun süre mekik dokumuştu. Ölmek üzereyken sağlık nedeniyle tahliye edilmek zorunda kalınmıştı. Hala birçok hastalıkla boğuşuyor, zamanının çoğu hastanede geçiyor.

Sonuç olarak…

İşte “çetin yola girenlerin” sonu böyle bitmiştir. Bugünkü gelişmelere bakılınca “çetin yola giren ve işi zor olanın” sadece Ergin Saygun’lar değil, bu coğrafyada yaşayan bütün milletin olduğudur…

(Mustafa Önsel)

_________________________________________________________________

GÜNÜN SÖZÜ:

ABD kalleşinin FETÖ haini ile şanlı ordumuza kurdukları kahpe tuzağı görmeyen, anlamayanlarınyanında, bu ihaneti destekleyen satılmış vatan haini medya soysuzlarını da asla unutmayacak bu yüce millet…

_________________________________________________________________

GÜNÜN SORUSU:

Şerefli ordu mensuplarımızı zindanlara atanlar ve bu ihaneti izlemekle yetinenler, (Türkiye bağırsaklarını temizliyor diyenler) işledikleri bu büyük günahın vebali ile hangi yüzle ortalıkta dolaşıyorlar…?

_________________________________________________________________

YORUMLAR
Güvenlik Kodu
Close Icon
Hiç kimse henüz bu habere yorum yapmadı