Murat SEYİRCİ 'Seyir Defteri' Murat SEYİRCİ 'Seyir Defteri' Toplam Yazı: 240 Tüm Yazıları

Cepten Yiyen Antalya Yerel Televizyonları

Font To Big Font To Small
Yayın Tarihi: 18/09/2009 10:11
Bir önceki köşe yazımda televizyonların iki olmazı bir oluru olduğunu yazmış, Antalya televizyonlarının ise oluru seçtiğini söylemiştim. Program olmaz ise izleyici olmaz, izleyici olmaz ise reklam olmaz, reklam olmaz ise televizyonlara kaynak aktaran patronlar olur demiştim. Bugünkü köşe yazımda ise, Antalya yerel televizyonlarının nasıl kaynak üretebileceklerine dair görüşlerim olacak.

      Antalya; coğrafi yapısı, turizm potansiyeli, Türkiye’de krize rağmen ciddi anlamda büyüyen kuruluşları ile reklam bütçesi anlamında ciddi kaynak sunan bir şehir. Türkiye’de bu kadar çok otelin olduğu başka bir il var mı ? Antalya gibi turizm, sanayi ve ticaret üçgenini kullanabilen kaç şehir var. Her kültürden halkı ile gelir düzeyi yüksek, yaşam standartları bir çok il e göre üst düzeyde, çok çeşitliliğe açık kaç şehir sayabilirsiniz. Bunlar bizim artılarımız, avantajlarımız.

      Antalya’da şu an üç adet olan televizyon kuruluşları mevcut piyasadaki pastadan pay kapmaya çalışmakta. Bu pay kapanın kasasına girmekte, kapamayanın ise cebinden çıkmakta. Pastadan pay kapmak öyle kolay bir iş değil. Çünkü rakipler sadece rakip tvler değil, gazete, dergi, radyo, internet, açık ve kapalı alan reklam seçenekleri, hareketli ve sabit reklam fırsatları, ajanslar ve hizmetleri, vs. vs. vs. Pasta aslanın değil aslanların ağzında. Güçlü olanın pastayı paylaştığı, güçsüzlerin ise artıkları topladığı bir ortam. Güç ise tamamen sizi takip eden kitle demek.  Televizyon olarak öncelikle sorumluluklarınızı yerine getireceksiniz, güçleneceksiniz, sonrasında akılcı çözümlerle pastayı kemireceksiniz. İzleyici sayısını sürekli tazeleyen, izleyicisine havadan, karadan, kablodan uzaydan, sanaldan hatta gerekirse çeşitli tanıtım alanlarından ulaşan televizyon kuruluşları bu sayede en büyük sorumluluklarını yerine getirmiş olacaklardır. İkinci büyük sorumlulukları ise ulaştıkları kitleye içi sürprizlerle dolu bir hediye paketi sunmak. Bu hediye paketinin içi kaliteli, canlı ve paket programları, halkı içine alan yapımları, sorunlara eğilen tarafsız haberleri, kazandıran yarışmaları, eğiten, öğreten, eğlendiren ve düşündüren çalışmaları ile dolu olmalı. Üst seviye teknolojisi, televizyonculuk bilgisini yöneticilik kapasitesi ile birleştirmiş kadrosu, gelişime açık personeli televizyonların diğer gereklilikleridir. Peki insana, teknolojiye, sisteme, yayına bu kadar yatırım yaptınız, bu yeterlimi, tabi ki hayır. Gider çok, gelir yok ise kaynak ya bıkacak, ya da sistem onu yıpratacaktır. Bu yüzden akıl oyunları devreye girmeli gelir getirecek kalemler üretilmeli.

      Televizyonlar ne ile beslenir, reklam ile. Sorumluluklarını yerine getiren televizyonların reklamlardan istenen geliri elde edebilmesi için iyi bir ekip ve ekipmana ihtiyaç vardır. Ancak reklam, iyi bir pazarlama stratejisi ve becerisi ile elde edilebilir. Bu süreç ise fedakarlık ve doğru zihin seçimi gerektirir.

     Televizyonlar şu an ulusal gazete destekli yerel eklerin  bütçelerinin çok gerisinde kalmakta. Açık hava tanıtımlarının tercih edilmesi bile, yerel televizyonların tercih edilmesinin çok üstünde. Sadece bu veriler bile televizyon izleyen bir ülke gerçeği ile Antalya’da reklam pastası açısından aykırılık yaratmakta. Demek ki bir başarısızlık söz konusu. O zaman (B) planı devreye sokulmalı, Reklam, + production, + organizasyon üçgeninden gelir elde edilmeli. Televizyonların ajanslarla olan bağlantılıları oldukça ileri seviyededir. Ellerindeki teknik ekip ve ekipmanlar production hizmetleri için kullanılabilir. İç ve dış yapımların yanı sıra, özel etkinlik çekimleri,( Konser, rejili düğün, seminer, vb. ) turizm içerikli filmler, fuarlara yönelik sunumlar, şirketlere özel çalışmalar gerçekleştirilebilir. Biraz daha ile gidip çeşitli organizasyonları gerçekleştirecek potansiyeli yakalanmalı. Ajans mantığında hizmet verebilmeli. Bugün bir çok organizasyonu ajanslar bünyelerinde düzenlemekte. Televizyonların yayın artıları en büyük kozları. Televizyonlar ellerindeki firma potansiyelini değerlendirebilirler ise sanal dünyadaki pastadan da ciddi pay kapabilir, web dizayn ve benzeri hizmetleri verebilir. Haber gücünü sanal dünyaya aktarmalı, sanal dünyasını tanıtımla satmalı. Çözüm ortağı diğer medya organlarına kendi müşterilerini açabilir, ajans payı denen yüzdeyi girdi olarak bünyesine aktarabilir. Elbet bu çalışmalar, akılcı bir düşüncenin yönetici bir zihniyetle birleşmesi ile mümkün. Bütün bunlar için hem üretecek, hem üretenlerin önünü açacak, üretene ödül verecek, üretmeyeni teşvik edecek bir zihniyet ile mümkün olacaktır. Kendi kaynaklarını oluşturan televizyonlarda var. Konya’nın KONTV si en güzel örnek. Konya sanayi şehri, arkasında destekçileri çok görüşü ise Antalya’yı basitleştirmek için kurulmuş bir cümleden öteye gidemez.

Murat Seyirci

YORUMLAR
Güvenlik Kodu
Close Icon
Cenan AKPINAR13/02/2010 22:25
Beyninize, emeklerinize sağlık çok güzel ifade etmişsiniz pek muhterem Başbakanımızın mahdumlarını. İnşallah okurlar bu yazıyı..!