Ali Babacan demokrasi değil, vesayet istiyorlar” dedi 07-09-2010 - 00-00-00(07-09-2010 - 00-00-00)


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan “Demokrasi değil, vesayet istiyorlar”

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Muhalefetin Anayasa değişikliği konusunda özünden bahsedemediğini ve Anayasa değişikliğini madde madde konuşamadıklarını belirterek, “Türkiye’nin daha fazla demokratikleşmesi, Türkiye’de gerçek gücün egemenliğini halk eline geçmesi onların işine gelmiyor. Çünkü akıllarında hala tek parti sistemi var. İstedikleri demokrasi değil, vesayet istiyorlar” dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ak Parti Antalya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı.

Milletin kararını hep birlikte göreceğiz
Toplantını açılış konuşmasını yapan AK Parti İl Başkanı Hüseyin Samani, ülkenin ekonomik istikrarı ve dışarıdaki itibarın Antalya’daki tarım ve turizm sektörünü doğrudan etkilediğini belirterek, “Her iki sektör de bu önemli hususlardan beslenmektedir.

12 Eylül 2010 tarihinde sandığa gideceğiz. Sandığa gittiğimizde herhangi bir siyasi partiye oy vermeyeceğiz. Bu halkoylaması ile bu ülkede son sözü kim söyleyecek, tabiki milletin söyleyeceğini hep birlikte göstereceğiz. Milletin iradesi ortaya çıkacak.

Biz AK Parti ailesi olarak milletin iradesine saygı duyuyoruz. Türkiye’de iki kişiden birinin oyunu alarak ikinci kez iktidara geldik. Milletin iradesine saygı duyulması gerektiğini düşünüyoruz. 12 Eylül 2010 günü üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçiş olacaktır” diye konuştu.

12 Eylül önemli bir tarih
12 Eylül 2010 tarihinin önümüzdeki günler için, gelecek nesiller için önemli bir karar olduğunu belirten Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “1960 yılından bu yana ilk defa halkımızın önüne bir karar sunulacak.

Çünkü, Türkiye çok partili demokrasiye geçtikten sonra, demokratik çok partili bir sistem benimsedi. Bu demokrasi, çok eski ve vesayet rejimi, sürekli korku ve baskı altında varlığını sürdürmeye çalışan bir demokrasi rejimi oldu.

2007 yılında e-uhtıra yaşandı ve bunlar Türkiye’ye, iyi işleyen demokrasiye yakışmayan gelişmelerdir. İçinde bulunduğumuz durum çok kritik bir durum. Dünya ekonomisi zor dönemden geçiyor. 2009 yılı modern ekonomi tarihinin gördüğü en derin krizdir.

Geçen yıl yaşanan kriz ikinci dünya savaşının maliyetinden daha büyük. Dünyanın kaybettiği değer, dünyanın kaybettiği varlık değerleri ikinci dünya savaşından daha büyük bir maliyete yol açmıştır. Dünya henüz bu krizi aşamadı.

Büyüme var ama yoğun bakım bölümüne alınmış hastanın her türlü hortum, aletle bağlanarak ölümcül durumdan iyiye doğru gitmesidir. Hazine ve bankalar korkunç miktarda likit sağlanarak ayakta durmaya çalışıyorlar.

Trilyonlarca dolar para basıldı dünyada. Mürekkeple basılan paralar ile geçici olarak kurtarılmaya çalışılıyor. İşsizlik birçok ülkede artmaya devam ediyor. ABD’de 5’ten 10’lara, İspanya’da yüzde 20 işsizlik söz konusu. Avrupa ve ABD’de işsizlik 2011 sonuna kadar artmaya devam edecek. Bugün artık Avrupa çok düşük büyüme oranlarına mahkûm kalmış.

Pek çok ülke de güven ortamı yitirildi. 2002 yılında iktidara geldiğimizde yapmış olduğumuz reformlarla ve uyguladığımız politikalarla Türkiye’de güven ortamını oluşturduk. Dünyanın bu kadar yanıp kavrulduğu kriz dahi bizim yaptığımız reformların ne kadar işe yaradığının göstergesidir.

Türkiye olabildiği en az hasarı almıştır. Dünyanın en büyük bankaları batarken, Türkiye’de bankalar sapasağlam ayakta kaldı. Ne yapıp neyi yapamayacağımızı açık açık anlattık.

Pek çok ülkenin kredi notu kırılırken iki kademe birden kredi notu artan tek ülke Türkiye’dir. İşte güveni sağlayıp, öngörülebilirlik getirdiğiniz ve yarını ortaya koyduğunuzda ekonomik başarı artar” dedi.

Tek partili dönemin özlemini yaşıyorlar

Güveni oluşturmanın sadece ekonomi politikalarla olmadığını belirten Bakan Babacan, “Bu ülkedeki siyasi istikrarda güvenin en önemli göstergesidir. 2007 ve 2008 yılında yaşadığımız olumsuz tecrübelerle yaşadık. 2007’deki e-muhtıra, 367 krizi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanılan problemleri hatırlayalım. Erken seçim yapmak, sil baştan yapılması gerekti.

Bir parti kapatma davası yaşadık. Yüzde 47 oyla iktidara gelen bir siyasi parti kapatılmakla karşıya kaldı. Oturmuş bir demokraside böyle şeyler yaşanmaz. Kendisine ‘Halk partisi’ diyenler e-muhtara döneminde ne yaptılar.

Demokrasiden yana mı, vesayet rejiminden yana mı tavır aldılar? Adında ‘Cumhuriyet ve halk var. Bunlar alışmışlar ve hala tek partili dönemin özlemini yaşıyorlar.

Kaynağını, gücünü halktan almayan bir partinin Türkiye’de tek başına iktidar olması mümkün değil” dedi. Bakan Babacan konuşmasının devamında, “Anayasa’nın özünden bahsetmiyorlar. Anayasa değişikliğini madde madde konuşamıyorlar.

Türkiye’nin daha fazla demokratikleşmesi, Türkiye’de gerçek gücün egemenliğini halkın eline geçmesi onların işine gelmiyor.

Çünkü akıllarında hala tek parti sistemi var. 12 Eylül tarihi çok önemli. Pek çok parti bunu demokrasi değişikliği ya da bir hukuk sistemi değişikliğinden çekiyor, siyasi partiler arası konu gibi yansıtmaya çalışıyor. Sanki bu herhangi bir partiye evet veya hayır demek.

Olmayan genelgeleri elden ele dolaştırıyorlar. Olmayan anayasa taslakları dolaşıyor internette. Elektronik postalar ile alakası olmayan maddeleri yazmışlar yayınlamışlar.

İstanbul’daki billboard meselesi, valla billa alakamız yok diyorlar ama kendi belediye başkanları yapmış. Biraz daha etik kullar içinde davranmak lazım. 12 Eylül’e kadar insanların kafalarını bulandıralım gibi eylemlere fırsat verilmemesi dikkatli olunması lazım” diye konuştu.

12 Eylül’de halkımız bunların cevabını verecektir
Türkiye’ye daha çok demokrasi ve hukuk düzeninin geldiğini belirten Bakan Babacan, “Avrupa Parlamentosu Türkiye reformu yazarları, keşke ‘Evet’ çıksa, Türkiye’nin standartları yükselir dedi. Ne dedi muhalefet, ‘Para verirseniz yazarlar’.. 27 ülkeden 730 tane üyesi olan parlamentoyu böyle suçluyorlar. 

Amaç ne? Kafaların karıştırılması, karalama, çamur atmak. Gerçekle yüz yüze kalınca da başlıyorlar saçmalamaya.  Bu fırsat her zaman ele geçmez.

50 yıl sonra böyle bir fırsat geliyor. Türkiye’nin demokrasi olgunluğu konusunda belli bir noktaya gelip gelememenin bir sınavıdır. Çünkü olgun demokrasilerde referandumlar sık olur. Türkiye hala çok partili döneme hazır değil, bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar her şeyi dediler.

12 Eylül’ de halkımızın bunlara cevap vermesi gerekmektedir. Bu anayasa değişikliği benim çocuklarım için geleceğim için sivil bir Türkiye için ben buna ‘Evet’ diyeceğim. Herkesin siyasi parti tercihi olabilir. 2011’de zaten seçim olacak ve hangi siyasi partiyi tercih ediyorsak onun için gidip, hangi siyasi partiye oy vereceksek mührü vuracağız. Tüm dünya Türkiye’yi izliyor. Bu sınavı verebilecek mi diye bakıyor.

Bizim hukuk düzenimizin sıkıntısını tüm dünya çok iyi biliyor. 2008’de ki e-muhtarı verildiğinde Dışişleri bakanıydım, gittiğim tüm toplantılarda sanki Türkiye’de büyük bir felaket olmuş, yüz binlerce insan ölmüş gibi bir yaklaşım vardı.

Eğer, ‘Hayır’ çıkarsa Dışişleri bakanımıza Allah kolaylık versin, izah çok zor, anlatmak kolay değil, Türkiye çok itibar kaybeder. Türkiye’de ki toz duman bulutu, sis havası oluşturup halkımızın bu işi anlamaması sağlanarak kazayla sonuçlanırsa bu iş çok yazık olur” diye konuştu.



 

"
Bize ilgili Haber yada Yorumdaki hata, istek ve şikatleri bildirebilirsiniz.
En Çok Okunan Haberler
E-posta Adresinizi Haber Listemize Ekleyin!